ISSN: 2147-8724
 



Ankara Araştırmaları Dergisinde yayınlanan tüm makaleler “Creative Commons Alıntı 4.0 Uluslararası Lisansı” ile lisanslanmıştır. 

  Ankara Araştırmaları Dergisi: 6 (1)
Cilt: 6  Sayı: 1 - 2018
Özetleri Gizle | << Geri
HAKEMLI MAKALE
1.
Ankara’nın Sosyo-Kültürel Bir Değeri Olarak MKE Ankaragücü: Taraftarların Gözünden Kent ve Kulüp
MKE Ankaragücü As a Socio-Cultural Value of Ankara: The City and the Club in the Eyes of Its Fans
Mustafa Berkay Aydın
doi: 10.5505/jas.2018.09609  Sayfalar 1 - 22
MKE Ankaragücü İstanbul’da kurulmuş ve daha sonra Ankara’ya taşınmış bir futbol kulübüdür. Kulübün İstanbul’dan Ankara’ya taşınması Kurtuluş Savaşı’na dayanır. İmalat-ı Harbiye işçileri, öğrencileri ve ustaları tarafından kurulmuş bir futbol kulübü olarak Ankaragücü, 1920’lerden sonra Ankara’da hem sosyal hem de kültürel anlamda etkili bir temsil oluşturmayı başarmıştır.
Ankaragücü kitlesel taraftarlarıyla yıllar boyunca Ankara’daki en fazla ilgi çeken kulüp unvanına sahiptir. Basit biçimde kulübün kısıtlı sportif başarılarıyla açıklanamayacak olan bu büyük destek, Ankaragücü’nün tarihinden, işçi takımı oluşundan ve kentle olan ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Kulüp, kentin farklı bölgelerini de kapsayacak biçimde ‘eski Ankara’ ve ‘yeni öteki Ankara’nın tarihsel ve kitlesel desteğini elde etmeyi başarmıştır.
Çalışma, kulübün tarihsel süreçleri ve kentle olan ilişkisinin yanı sıra, taraftarların kent, kulüp ve aidiyetleri üzerine odaklanmaktadır. Derinlemesine görüşmelere ek olarak, Ankara ve kulüp genel temaları etrafında bir odak grup çalışması yürütülmüştür. Kulübün Ankara’da üstlendiği rolü ve temsilini vurgulamanın yanında çalışma aynı zamanda taraftarların gözünden Ankara’yı keşfetmeye dönük bir çabayı da içermektedir.
MKE Ankaragücü is a football club that was founded in Istanbul and but then moved to Ankara –a journey that dates back to the War of Independence. As a football club founded by the workers, students and masters of the War Materiel Manufacturer’s Group (İmalat-ı Harbiye), Ankaragücü succeeded in creating an effective representation in both the social and cultural life of Ankara after the 1920s.
Backed by its fan masses, Ankaragücü has been celebrated for many years as the most attractive sports club in Ankara. This major support, which cannot be explained simply by the club’s limited sportive success, originates from its history, of being a workers’ team, and the club’s relationship with the city. Covering all the districts of the entire city, Ankaragücü has managed to attract a massive support from the ‘Old Ankara’ and the ‘New Other Ankara’ ever since it was founded.
In addition to the club’s historical development and its relationship with the city, this study focuses on the views of Ankaragücü fans concerning the city, the club and their sense of belonging. Further to in-depth interviews, the article uses a focus group study conducted around the themes of Ankara and the club. The study also tries to explore the city of Ankara in the eyes of the fans while emphasizing the club’s role and its representation in Ankara.

2.
Türkiye’de Nazi Almanya Propagandasına Bir Örnek: Ankara ve İstanbul’da Alman Mimari Sergileri
An Example of the Nazi Germany’s Propaganda in Turkey: German Architectural Exhibitions in Ankara and İstanbul
Evren Küçük
doi: 10.5505/jas.2018.77527  Sayfalar 23 - 38
Ankara Sergi Evi’nde 31 Ocak-15 Şubat 1943 tarihleri arasında açılan Yeni Alman Mimarisi Sergisi, II. Dünya Savaşı’nda açılan sergilerden biriydi. Sergi, büyüklüğü ve basında önemli bir yer edinmesi nedeniyle diğer sergilerden farklı olmuştu. Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Franz von Papen öncülüğünde gerçekleştirilen sergiye çok sayıda Türk yetkili, yabancı diplomatik temsilci ve basın mensubu katılmış, bu da serginin ilgi çekmesini sağlamıştı. Savaşta Alman mimari inşaatı durdurulduğu halde ve (bir kısmı) taslak halindeki projeler olmasına rağmen propaganda amacıyla Nazi Almanya’sının “büyük gücü” propaganda yoluyla sergilenmeye çalışılmıştı. Türk basınında çıkan yazıların çoğunluğunda Alman mimarisinin “ihtişamına” ve mimarlarına büyük övgüler kaleme alınmıştı. Türkiye’de sadece mihver devletler değil müttefik devletler de propaganda yoluyla Türk Hükümetini ve kamuoyunu etkilemeye çalışmıştı. Nitekim İngiltere de 1944 yılında önce Ankara ardından da İstanbul’da İngiliz mimari sergisini açmıştı. Alman mimarisine yapılan övgülerin benzeri bu kez İngiliz mimarisi için yapılmıştı. Dolayısıyla Türkiye nasıl savaş ortamında aktif tarafsızlık politikası izlemişse, Türk basını da benzer bir politika izlemişti. Makalede, Nazi Almanya’sı büyük yenilgiler aldığı halde mimari eserleri nasıl bir propaganda aracına dönüştürdüğü değerlendirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Türk basınının Yeni Almanya Mimari Sergisi’ne bakışı ve propagandayı nasıl algıladığı, ne tür tepkiler verdiğine odaklanılmıştır.
The New German Architectural Exhibition opened in Ankara Exhibition House between 31st January and 15th February 1943 was one of the exhibitions opened during the World War II. This exhibition occupied a distinctive place on the public agenda due to its size and effect in media in that date. A great number of Turkish authorities, foreign diplomatic representatives and the journalists attended the exhibition, which was opened with the great efforts, and leading role of German Ambassador in Ankara, Franz von Papen and such a situation caused the exhibition to attract attention. Even though the civil architectural and engineering works stopped completely in Germany during the War and some of the projects were draft and incomplete, they tried to be exhibited to give the impression of Nazi Germany’s “great power” with the aim of propaganda. In Turkey’s press, great praises were presented in writings towards the magnificence and architects of German architecture. Not only axis powers but also allied powers tried to attract the attention of Turkish Government and public agenda in Turkey using propaganda methods. As the result of such attempts, UK in 1944 opened exhibitions on English architecture in Ankara first and then in Istanbul. Similar praises spent for German architecture were also presented to that of the UK. At this point, it may be stated that as for the War, Turkey followed a policy of active neutrality, Turkish media also followed the same policy.
In the present study, it was attempted to determine how Nazi Germany turned architectural works into a propaganda tool even though it faced great defeats. In addition, the focus was on the view of Turkish media about the New Germany Architectural Exhibition and their perception of propaganda and the reactions of society to the Exhibitions.

3.
Mimarlık Ortamının ‘Sessiz’ Aktörlerinden Reha Ortaçlı ve Ankara’daki Bilinmeyen Apartman Yapıları: Nihat Erim Apartmanı ve Ortaçlı Apartman(lar)ı
Reha Ortaçlı, a ‘Silent’ Actor of Architecture and His Unknown Apartment Blocks: Nihat Erim Apartment and Ortaçlı Apartment(s)
Umut Şumnu, Selim Sertel Öztürk
doi: 10.5505/jas.2018.00719  Sayfalar 39 - 56
Makale, ilk olarak Türkiye’de ulusalcı ve anıtsal mimarlık anlayışının terk edildiği ve işlevselci-rasyonalist bir mimarlık anlayışının benimsendiği bir dönemin önemli temsilcilerinden olan Reha Ortaçlı’nın mimarlık serüvenine odaklanmaktadır. Mimarın Akademi’deki mezuniyet projeleri, katıldığı ve ödül aldığı yarışmalar için önerdiği projeler, memuriyeti sırasındaki hayata geçen projeleri bizlere Ortaçlı mimarlığının oluşumu hakkında detaylı bilgi vermektedir. Ortaçlı tarafından tasarlanan Ankara Tenis Kulübü yapısı bu sürecin en ikonik yapısı olarak Türkiye mimarlık tarihinde yerini almıştır.
Makale ayrıca, mimarlık ortamında çok fazla tanınmayan ve Ankara Tenis Kulübü yapısı dışında çok fazla yapısı bilinmeyen Reha Ortaçlı’nın Ankara’da tasarladığı apartman yapılarına odaklanmaktadır. Ortaçlı tarafından 1958 yılında tasarlanan Nihat Erim Apartmanı, 1962 ve 1990 yıllarında iki kez tasarladığı Ortaçlı Apartmanları araştırma kapsamında analiz edilen yapılardır. Sözlü görüşmeler, arşiv ve alan çalışmaları üzerinden gerçekleştirilen bu analizler bir taraftan Reha Ortaçlı mimarlığına ilişkin daha bütüncül bir yaklaşım geliştirmemize olanak tanırken, diğer taraftan da mimarın özgün tasarım yaklaşımı ve dönemiyle kurduğu ilişkiyi açığa çıkarmaktadır.
This article initially focuses on the architectural career of Reha Ortaçlı, an important but ‘silent’ actor at a period when monumentalistnationalist architectural approach in Turkey was left behind in favor of a more functionalist and rationalist approach. His graduation projects in the Academy of Fine Arts, his project proposals for several architectural competitions, and projects that were implemented during his tenure as a civil servant give us a detailed information about this period and the way his architectural style was formed. As one of Ortaçlı’s most iconic buildings, his Ankara Tennis Club Project in 1954 has earned its place in the history of architecture in Turkey.
This article also focuses on Ortaçlı’s apartments in Ankara. Ortaçlı is not well-known in architectural circles other than his Ankara Tennis Club building. In this respect, another objective of this article is to introduce Reha Ortaçlı’s architectural career in a broader perspective. To that end, the study aims to reveal his ‘unknown’ apartment projects by analyzing the Nihat Erim Apartment, designed in 1958, and Ortaçlı apartments, designed twice in 1962 and 1990. Oral history, archive and field research form part of the methodology, enabling to develop a more holistic view of his architectural practice and to identify the architect’s original design approach and its relationship with the period.

4.
Yüksek Ziraat Enstitüsüne İlişkin Etnografik Eser Koleksiyonunun Oluşturulması ve Sergilenmesi*
Creation and Display Studies on Ethnographical Textiles Collection of Higher Agricultural Institute**
Ayşem Yanar, Ceren Karadeniz, Elif Saraç, Simin Şay
doi: 10.5505/jas.2018.83997  Sayfalar 57 - 76
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Türkiye’de geleneksel el sanatları eğitimi üzerine uzmanlaşan akademik kurumların başında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi gelmektedir. İlk adıyla Yüksek Ziraat Enstitüsü (YZE) 1933 yılında kurulmuş, 1946 yılında Ankara Üniversitesi bünyesine dâhil olmuştur. Enstitü; Tabii İlimler, Ziraat, Baytar ve Ziraat Sanatları adlı dört fakülteden oluşmuştur. 1930’larda Ziraat Sanatları Fakültesi’nde yürütülen çalışmalar ile Türkiye’nin çeşitli yörelerinden tekstil ürünleri temin edilmiş, bu ürünler fakültede ders materyali olarak kullanılmış ve ürünlerin hammadde bilgileri, dokuları, içerik ve şekil bilgileri kayıt altına alınarak ilk akademik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Yazılı akademik belgeler el sanatları alanında yapılan çalışmalara kaynak oluşturmuş, ders materyali olarak kullanılan dokumalar ise günümüzde etnografik eser statüsüne ulaşmıştır. Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne ait olan bu dokumalar bilimsel bir araştırma projesinin konusu haline gelmiş ve bu kapsamda Ankara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde koruma altına alınmıştır. 2017 yılında Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü’nce onaylanan ve başlatılan Ankara Üniversitesi Köylü El Sanatları Koleksiyonunun Oluşturulması başlıklı projede Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne ait olduğu bilinen ve YZE plakasını üzerinde bulunduran dokumaların önleyici koruma çalışmaları gerçekleştirilmiş, durum saptama (kimlik kartları hazırlama, fotoğraflayarak belgeleme, korunma durumlarını belirleme) sonucunda etkin koruma yöntemleri önerilmiştir. Çalışmada, YZE plakalı dokumalara ve ürünlere uygulanan önleyici koruma çalışmalarına ve çağdaş sergileme yöntem ve teknikleriyle sergilenmesine ilişkin sürecin ayrıntılarına ve YZE plakalı ürünlere ilişkin görsel ve yazılı metinlerin yer aldığı kataloğun hazırlanma sürecine ve Köy El İşleri Sergisi’nin tasarımına yer verilmektedir.
Following the establishment of the Turkish Republic, Ankara University Faculty of Agriculture became one of the foremost academic institutions specializing in traditional handicraft education in Turkey. Founded in 1933 as the Agricultural Colllege (Yüksek Ziraat Enstitüsü), it joined Ankara University in 1946. The Institute consisted of four faculties, including Natural Sciences, Agriculture, Veterinary and Agricultural Arts. Many textile artefacts from across Turkey were brought to the Institute from various regions of Turkey to be used as course materials during the 1930s, resulting in the first academic studies on raw materials, textures, contents and forms. The Institute’s written academic documents became sources of handicraft research while the textiles used during the courses have since acquired ethnographic artefact status. Owned by the Institute, these artefacts are the subject of the project titled “Establishing the Local (Village) Handicraft Collection of Ankara University”, which was approved and initiated in 2017 by the Ankara University Coordinatorship of Scientific Research Projects. The project entailed preventive conservation work on textiles with YZE tags (preparation of ID cards, photographic documentation, condition report), resulting in proposals for active conservation interventions. This article focuses on preventive conservation work carried out on the textiles with YZE tags, as well as the preparation of a catalogue containing written and visual information about these artefacts, and the design of a handicraft exhibition showcasing these textiles.

5.
Ankara Kent Parklarının Kullanımının Belirlenmesi*
Identification of the Use of Urban Parks in Ankara**
Sibel Önal, Mehmet Sağır
doi: 10.5505/jas.2018.57338  Sayfalar 77 - 90
Kentlerin temel bileşenlerinden birisi olan parklar, kent sakinleri ile doğa arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Kentlerin kalabalıklaşması ve çevresel olarak kirlenmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan kent parklarının varlığı, Sanayi Devrimi sonrasında olduğu gibi günümüzde de önemini korumaktadır. Ülkemizde Cumhuriyet dönemi ile birlikte yeniden yapılanmanın adımları, Ankara’da parkların da yardımıyla atılmaya başlanmıştır. Araştırmanın amacı, Ankara’daki kent parklarının kullanımının belirlenmesidir. Araştırmanın konusunu Ankara’da yer alan Altınpark, Gençlik Parkı, Göksu Parkı ve Seğmenler Parkı oluşturmaktadır. Kullanıcı memnuniyeti anketi 1091 (533 erkek ve 558 kadın) kullanıcıya uygulanmıştır. Araştırma sonucunda kullanıcıların parklara genellikle kendi araçlarıyla geldikleri ve 15-30 dakikada ulaştıkları belirlenmiştir. Kullanıcıların parklara arkadaşları veya aileleri ile 3-6 kişilik gruplar halinde geldikleri ve parklarda 1-3 saat kaldıkları saptanmıştır. Parkların tercih edilme nedenleri, doğada vakit geçirmek, dinlenmek, arkadaşlarla buluşmak gibi rahatlatıcı faktörlere bağlıdır. Bu nedenle kullanıcıları parklara geldiklerinde kendilerini mutlu, huzurlu ve özgür hissetmektedirler. Kullanıcılar, kültürel etkinlikleri ve otoparkları yetersiz bulmakta ve parkların daha temiz ve bakımlı olmasını istemektedirler.
As one of the fundamental components of cities, parks act as bridges between urban residents and nature. Urban parks emerged as a result of crowded cities and environmental pollution after the industrial revolution, and they maintain their importance today. Parks in Ankara were used as part of the country’s restructuring during the Republican Period. This article aims to identify the uses of urban parks in Ankara, focusing on Altınpark, Gençlik Park, Göksu Park and Seğmenler Park. A user satisfaction survey was applied to 1091 people (533 male and 558 female). This research revealed that users come to these parks with their own cars, reaching these parks within 15-30 mins. Users come either with their friends or family as groups of 3-6, and stay for about 1-3 hours. The reasons cited for visiting parks are related to relaxing factors such as spending time in nature, relaxation, meeting friends. Therefore, users describe themselves as happy, peaceful and free during their visits. Users find cultural activities and parking lots inadequate, and expect parks to be wellmaintained and cleaner.

GÖRÜŞ YAZISI
6.
Cumhuriyetin 10. Yılında Neue Zürcher Zeitung Gazetesi’nin Ankara Hakkındaki Makalesi
Neue Zürcher Zeitung’s Article About Ankara at the 10th Year of the Turkish Republic
N Selcen Korkmazcan, R. Selva Korkmazcan Isık
doi: 10.5505/jas.2018.35220  Sayfalar 91 - 95
İsviçre’de yayımlanan Neue Zürcher Zeitung Gazetesi’nin 2 Temmuz 1933 tarihli nüshasında, “Yeni Türkiye Başkentin Gelişimi” başlıklı bir makale yer almıştır. Makale, gazetenin basıldığı Zürih’te, Almanca olarak Cumhuriyetin 10. yılında Türkiye ve özellikle başkent Ankara’nın değişimi üzerine yazılmıştır. Makalenin Fransızcaya tercüme edilmiş haline Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nden ulaşılmıştır. Makalede, Ankara’nın yolları, halkı, yaşam alanları ve koşulları detaylı olarak ilgi çekici bir şekilde tasvir edilmiştir. Makalede ulaşılan sonuç, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin genç başkentinin 10 yıl gibi kısa bir sürede Avrupa’nın çağdaş şehirleriyle boy ölçüşebilecek seviyeye taşınmış olması yönünde olmuştur. Atatürk’ün kişisel çabalarıyla çağdaş uygarlıklar seviyesinin üstüne çıkma hedefiyle gerçekleştirilen Türk Devrimi’nin yaşam alanı olarak kurgulanmaya çalışılan Ankara’nın ele alınış şekli ilgi çekici görülerek bu çalışmada ele alınmıştır. Makalenin incelemesi, Fransızca’dan bire bir tercümesi gerçekleştirilerek yapılmış, bu çalışmada, detay atlanmaması ihtiyacından makalenin ele aldığı konular sırasıyla gözden geçirilerek aktarılmıştır. Küçük bir Anadolu kasabasından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çağdaş başkentine dönüşen Ankara’nın bir yabancının gözünden de aynı doğrultuda gözlemlenmesi durumunun Ankara’nın tarihi ve gelişimi incelenirken gözden kaçırılmaması gerekli görülmektedir.
On July 2, 1933, the Swiss newspaper Neue Zürcher Zeitung published an article titled “New Turkey - The Capital’s Development”. Penned in German and printed in Zurich, where the paper is based, the article was written on the 10th anniversary of the Republic and evaluated the changes in Turkey and particularly in Ankara, the capital city. The French version of the document was accessible at the State Archives of the Prime Ministry of Turkey. The article described in detail Ankara’s transport system, local people, places they lived and worked as well as their conditions. The conclusion of the article was that the young capital of the young Republic had reached, within the short space of 10 years, such levels that it could take on Europe’s modern cities. The way Ankara was addressed in this article –as a place conceived as the manifestation of the Turkish Revolution, which, achieved through Atatürk’s personal efforts, aimed at raising Turkey beyond the levels of modern civilizations– was considered interesting. For the purposes of this article, the French version of the newspaper article was translated into Turkish, and the topics covered in the newspaper were reviewed in their original sequence. When examining Ankara’s history and its development, it is important to take into account foreign views on Ankara, a small Anatolian town transformed into the modern capital of the Turkish Republic.

7.
Kanlıgöl ve Ankara’nın Kent Kimliğini Oluşturabilecek Yerbilimsel Özellikler*
Kanlıgöl and Geological Properties That May Contribute to the Urban Identity of Ankara**
Nizamettin Kazancı, Alkut Aytun, Emine Günok
doi: 10.5505/jas.2018.51423  Sayfalar 97 - 109
Kent içindeki doğal oluşumlar kent kimliği ve kent tarihinin ortaya çıkmasında birinci derecede rol sahibidirler. Çünkü bunlar göreceli kalıcı unsurlardır. Bu makalede, eski Ankara’da tren garı ile Sıhhiye arasında bulunan ve günümüzde unutulmuş olan Kanlıgöl semti tanıtılmakta ve semtin isim kaynağının oradaki sıcak su kaplıcaları ve küçük gölcükler olduğuna ilişkin veriler sunulmaktadır. Ayrıca, Ankara kent kimliğinin oluşumuna yardım edebilecek diğer yerbilimsel elemanlar; Ankara akarsuları, Ankara kili ve Ankara taşına dair bilgiler aktarılmaktadır.
Natural formations in a city have primary roles in the development of an urban identity and the city’s history. This article discusses Kanlıgöl (Bloody Lake), a long-forgotten district of Ankara between the historic train station and Sıhhiye district. Evidence is presented that demonstrates that the origin of the name Kanlıgöl derives from the presence of hot water spas and small lakes. In addition, other geological elements are described that may contribute to the urban identity of the city, such as Ankara’s streams, Ankara clay and Ankara stone.



Makale Çağrısı
Derginin 12. Sayısına makale gönderimi için son tarih 31 Ekim 2018’dir.

Duyuru
Ankara Araştırmaları Dergisi 2017 yılı özel yazı ödülünü C5.S2’de yayımlanan “Bir Kırsal Yerleşim Olarak Evciler Mahallesi Peyzaj Özellikleri” başlıklı makalesiyle Yekta Köse kazanmıştır.


2018 yılında Ankara Araştırmaları Dergisi’nde yazısı yayımlanan, 35 yaş altı veya doktorasını 5 yıl içerisinde almış olan araştırmacılar arasından VEKAM Yönetim Kurulu’nun belirleyeceği bağımsız bir jüri tarafından seçilecek bir yazara, derginin özel yazı ödülü olarak 1.000 TL verilecektir.

 
Copyright © 2015 Ankara Araştırmaları Dergisi. Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik Beyanı
Lookus & Online Makale