| 1. | Editörden From the Editor Sayfa I |
| ARAŞTIRMA MAKALESI | |
| 2. | Mekânsal Dinamikler Ekseninde Toplumsal Uyum ve Birlikte Yaşam: Ankara Altındağ’daki Suriyeliler Üzerine Bir İnceleme Social Cohesion and Coexistence Through the Lens of Spatial Dynamics: An Examination of Syrians in Altındağ, Ankara Damla Karagöz, Ahmet Burak Büyükcivelekdoi: 10.5505/jas.2025.72335 Sayfalar 133 - 156 Zorunlu göç süreçleri, yalnızca yeni bir yerleşim alanı bulunmasını değil, aynı zamanda kimlik, kültürel aidiyet ve sosyal ilişkilerin yeniden üretildiği mekânların yaratılmasını da beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda mekân, göçmenlerin kent yaşamına katılımı ve toplumsal uyum süreçlerinde belirleyici bir boyut kazanmakta; kimlik ve aidiyetin yeniden inşasında kritik bir rol oynamaktadır (Lefebvre, 1991; Massey, 2005). Çalışma, Ankara’nın Altındağ ilçesinde yaşayan Suriyelilerin mekân üretimi ve mekânı sahiplenme pratiklerini incelemekte; söz konusu pratiklerin toplumsal uyum, mekânsal karşılaşmalar ve yerel halkla birlikte yaşam dinamiklerine etkisini analiz etmektedir. Özellikle Suriyeliler tarafından oluşturulan ticari, kültürel ve dinî mekânların, kentsel aidiyetin pekiştirilmesinde ve dayanışma pratiklerinin güçlenmesinde nasıl işlev gördüğü ortaya konulmaktadır. Araştırmada açıklayıcı sıralı karma yöntem yaklaşımı benimsenmiştir. Nicel aşamada, 170 Suriyeli bireyle yapılan anketler aracılığıyla mekânsal pratikler, aidiyet hisleri ve sosyal entegrasyon düzeylerine ilişkin ölçülebilir veriler elde edilmiştir. Nitel aşamada ise 50 yarı yapılandırılmış görüşme, katılımcı olmayan gözlemler ve belediye raporları ile stratejik belgelerin doküman analizi kullanılmıştır. Bu yöntemsel bütünlük, hem Suriyelilerin gündelik mekânsal deneyimlerini hem de yerel aktörlerin uyuma dair algılarını çok katmanlı biçimde değerlendirmeyi mümkün kılmıştır. Bulgular, Suriyelilerin gündelik yaşamda geliştirdikleri mekânsal pratikler aracılığıyla kente tutunduklarını, kimliklerini görünür kıldıklarını ve mahalle ölçeğinde güçlü uyum ve aidiyetler geliştirdiklerini göstermektedir. Bununla birlikte toplumsal gerilimler, güvenlik kaygıları, ötekileştirici söylemler ve kentsel dönüşüm projeleri, mekânsal bütünleşmeyi kırılganlaştırmaktadır. Çalışma, kentsel mekânların yalnızca barınma işlevi görmediğini; aynı zamanda kimlik ifadesi, aidiyet ve toplumsal uyumun yeniden üretildiği sahneler olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, onurlu, adil ve sürdürülebilir bir birlikte yaşamın inşası için Suriyelilerin kent aktörleri olarak tanınması ve ürettikleri mekânların desteklenmesi kritik öneme sahiptir. Bu doğrultuda hak temelli, kapsayıcı ve katılımcı kentsel politikaların geliştirilmesi, hem Suriyeliler hem de yerel halk için mekânsal adaletin ve barışçıl bir ortak yaşamın ön koşuludur. |
| 3. | Kültürel Kimliğin Mimari Cephelerdeki Yansıması: İstiklal Mahallesi’nin Geleneksel Türk ve Yahudi Evleri Üzerine Sayısal Bir Karşılaştırma The Reflection of Cultural Identity on Architectural Facades: A Quantitative Comparison of Traditional Turkish and Jewish Houses in İstiklal Neighborhood Aslı Taş, Mazlum Kalakdoi: 10.5505/jas.2025.55477 Sayfalar 157 - 174 Çalışma, aynı coğrafi bağlam içinde yer alan ancak farklı kültürel ve dinî geçmişe sahip iki topluluğun—Türk ve Yahudi cemaatlerinin—geleneksel konut cepheleri üzerindeki biçimsel farklarını nicel yöntemlerle incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, mimari cephelerin yalnızca fiziksel yüzeyler değil, aynı zamanda sosyal kimliklerin, kültürel değerlerin ve yaşam biçimlerinin somut birer yansıması olduğu varsayımına dayanmaktadır. Çalışmada fraktal boyut, doluluk-boşluk oranı, açıklık oranı ve simetri düzeyi olmak üzere dört temel parametrik ölçüt kullanılmıştır. Örneklem, Ankara’nın tarihî Yahudi ve Türk mahallelerinden seçilen, özgünlüğünü koruyan toplam 20 geleneksel konuttan oluşmaktadır. Görsel veriler ImageJ yazılımında işlenmiş; fraktal analiz için FracLac eklentisi, simetri ve boşluk oranı analizleri için ise görsel eşikleme ve hesaplama araçları kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS ortamında istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular, Yahudi evlerinin daha yüksek fraktal değerler ve açıklık oranlarına sahip olduğunu, Türk evlerinin ise daha simetrik ve mahremiyet odaklı bir cephe düzeni sergilediğini göstermektedir. Bu farkların, kültürel normlar ve yaşam biçimlerine dayalı biçimsel tercihlerle doğrudan ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma fraktal analiz ve parametrik yöntemlerin, kültürel mimari farklılıkların nicel olarak saptanmasında etkili araçlar olduğunu göstermekte; koruma ve yeniden yapılandırma süreçlerine bilimsel bir temel sunmaktadır. |
| 4. | Instagram Aracılığıyla Ankara Apartmanlarının Yeniden Üretimi: Dijital Temsiller ve Mimari Söylem The Reproduction of Ankara Apartmanları through Instagram: Digital Representations and Architectural Discourse Selda Bancı, Berf Barkın Çömelekoğludoi: 10.5505/jas.2025.70783 Sayfalar 175 - 196 Bu çalışma, Ankara Apartmanları’nın Instagram’daki dijital yeniden üretimi ile mimari söylem, mimari miras ve kentsel bellekteki yeri arasındaki dinamik ilişkiyi incelemektedir. Ankara’nın modernleşme sürecinin bir parçası olan bu apartmanlar, Instagram kullanıcıları tarafından estetik ve kültürel açıdan yeniden yorumlanarak fiziksel varlıklarının ötesinde anlamlar kazanmaktadır. Araştırma, Ankara Apartmanları’nın Instagram’da nasıl yeniden üretildiğini, dolaşıma girdiğini ve yeni bir bağlam kazandığını analiz etmek için nitel içerik analizini sosyal ağ analiziyle birleştiren karma yöntemli bir yaklaşım benimsemiştir. İlkin, bu apartmanların Instagram’daki yeniden üretim dinamikleri incelenmiş; ikinci olarak ise ilgili hesaplar etrafında oluşan ilişkisel ekosistem haritalanarak Ankara’nın mimari mirasıyla dijital etkileşimin daha geniş yapısı ortaya konulmuştur. Sonuç olarak çalışma, Instagram gibi sosyal medya platformlarının sorumlu kullanım ve akademik iş birliğiyle, modern mimari mirasa yönelik daha kapsayıcı ve sürdürülebilir yaklaşımları destekleme potansiyelini tartışmakta; dijitalleşmenin mimarinin algılanması ve yeniden üretimi üzerinde hem fırsatlar hem de sınırlılıklar barındırdığını göstermektedir. |
| 5. | 1880 Tarihli Ankara Vilayet Lâyihası Bağlamında, Ankara Kentinin İdari, Ekonomik ve Sosyal Dinamikleri In the Context of the 1880 Ankara Provincial Report: The Administrative, Economic, and Social Dynamics of the City of Ankara Kürşat Çelikdoi: 10.5505/jas.2025.15870 Sayfalar 197 - 221 Çalışma, Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılın sonlarında taşra yönetimi bağlamında, Ankara kentinin idari, sosyoekonomik ve demografik yapısını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel kaynağını, 1880 tarihli Ankara Vilayet Lâyihası oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden tarihsel belge analizi esas alınarak gerçekleştirilen çalışmada; Ankara’nın idari düzeni, nüfus yapısı, ekonomik faaliyetleri, eğitim kurumları, ulaşım altyapısı ve güvenlik durumu detaylı biçimde değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Ankara’nın taşra şehirleri arasında önemli bir konumda yer almakla birlikte, altyapı ve kamu hizmetleri bakımından ciddi eksiklikler taşıdığını göstermektedir. Lâyihada özellikle ulaşım altyapısının yetersizliği, şose yollar ve demiryolu projelerinin eksikliği nedeniyle ticari faaliyetlerin sınırlı kaldığı vurgulanmıştır. Eğitim alanında, rüşdiye mekteplerinin sayısının artırılması ve köylerde sıbyan mekteplerinin yaygınlaştırılması gerekliliği belirtilmiştir. Güvenlik açısından, taşrada artan eşkıyalık olayları ve jandarma teşkilatının yetersizliği dikkat çekmektedir. Demografik yapı açısından, Ankara’nın Müslüman ve gayrimüslim topluluklardan oluşan karma bir nüfusa sahip olduğu; gayrimüslimlerin ticari yaşamda belirleyici rol üstlendiği anlaşılmaktadır. Ekonomik açıdan ise tarım, hayvancılık ve ticaretin başlıca geçim kaynakları olduğu, ancak altyapı eksikliklerinin ekonomik büyümeyi sınırladığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Ankara, Osmanlı taşra şehirleri arasında önemli bir merkez olmasına rağmen, altyapı ve kamu hizmetlerindeki eksiklikler nedeniyle tam anlamıyla gelişimini tamamlayamamıştır. Osmanlı yönetimi, şehrin ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlamak amacıyla çeşitli reform girişimlerinde bulunmuş, ancak bölgesel ve mali kısıtlamalar nedeniyle bu süreçte çeşitli engellerle karşılaşmıştır. Bu bağlamda, Ankara Vilayet Lâyihası, Osmanlı taşra yönetiminin reform sürecine ilişkin önemli bir belge niteliği taşımaktadır. |
| 6. | Ankara Mutfağının Gelişimine İlişkin Yerel Paydaşların Görüşleri Local Stakeholders’ Perspectives on the Development of Ankara Cuisine Abdullah Doğan, Serdar Erendoi: 10.5505/jas.2025.32657 Sayfalar 223 - 242 Günümüzde şehirlerin kimlik oluşturma çabalarında, yöresel mutfaklar önemli bir pazarlama aracı hâline gelmiştir. Bu bağlamda Ankara’nın yerel mutfağının tanıtımı, korunması ve pazarlanması stratejik bir değer taşımaktadır. Çalışmanın amacı, Ankara ilindeki yöresel mutfak kültürünün gelişimi için yerel paydaşların görüşleri ele alınarak mutfağın nasıl tanıtıldığını, ne ölçüde pazarlandığını ve karşılaştıkları sorunları ortaya koymaktır. Çalışma, yerel mutfak unsurlarının kültürel miras olarak değerlendirilip pazarlama stratejilerine nasıl entegre edildiğini anlamaya yöneliktir. Araştırmanın örneklem grubunu Ankara’daki yerel yönetimlerde çalışan, gastronomi ve tanıtım alanlarından deneyimli kişiler oluşturmaktadır. Çalışmada nitel veri toplama yöntemlerinden olan görüşme tekniği uygulanmıştır. Veriler, 2025 yılı Ocak ve Şubat aylarında ses kaydı alınarak toplanmış ve katılımcılara bu süreçte araştırma soruları yöneltilmiştir. Çalışmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmış, bilgiye en çok katkı sağlayacak kişilere odaklanılmıştır. Araştırmada olgu bilim deseni kurgulanmış, ses kayıtları yazıya dökülüp kodlanmış; kodlar belirli anlam bütünlüğü taşıyan kategoriler altında toplanarak analiz edilmiştir. Elde edilen veriler dört ana tema altında incelenmiştir: Ankara ve yerel ürün, strateji ve kurumsal kapasite, kültür ve miras ve tanıtım. Analiz sonucunda, Ankara’nın zengin bir yerel kültüre sahip olmasına rağmen tanıtım faaliyetlerinin sınırlı olduğu; yerel yönetimlerin stratejik planlama ve tanıtımda yetersiz kaldığı; göç, kentleşme ve kültürel geçişlerle mutfak mirasının zayıfladığı; ayrıca sosyal medya ve dijital platformların etkili kullanılmadığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda öneri olarak; Ankara’daki yerel yönetimlerin mutfak kültürünü korumak ve tanıtmak için dijital medya, festivaller, gastronomi rotaları ve eğitim temelli projeleri daha etkin kullanmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. |
| 7. | Anadolu Medeniyetleri Müzesinden Erkek Figür Kabartmalı Aslan Heykelciği Lion Statuette with Male Figure from the Anatolian Civilizations Museum İbrahim Ethem Koçakdoi: 10.5505/jas.2025.58561 Sayfalar 243 - 254 MÖ 25’te Galat kralı Amyntas’ın krallığın tümünü Roma İmparatorluğu’na miras bırakmasıyla Galatia eyaleti Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına girmiştir. Böylelikle Galatia, Roma’nın Anadolu’daki eyaleti, Ankyra da bu eyaletin idari başkenti olmuştur. Ankyra, yol ağlarının kesiştiği bir noktada Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırı politikalarının önemli parçası olarak, Roma’nın doğu sınırının gerisinde önemli bir lojistik merkezi hâline dönüşmüştür. Bu dönüşüm, bölgede askeri hareketliliğin artmasına yol açmıştır ve askerlere ait mezar stelleri ve heykelcikleri de bu hareketliliği doğrular niteliktedir. Bu bağlamda, aslan heykelciğinin ön yüzünde yer alan kabartma şeklindeki erkek figürü, askerlerin bölgeye yerleşmiş olduğu konusunda bir veri niteliğindedir. Erkek figür kabartmalı aslan heykelciğinde aslan, ön ayakları üzerine basarken kalçası üzerine oturur şekildedir ve aslan heykelciğinin ön ayakları arasında ise cepheden görünen ve ayakta duran belinde pteryges’i olan bir erkek figürü yer almaktadır. Bu aslan heykelciğine en yakın örnekler Konya Arkeoloji Müzesinde tespit edilmiştir. Konya Arkeoloji Müzesinde yer alan oturur biçimdeki aslan heykelciklerinin yanı sıra Müzede bulunan Çumra lahdi ile Ankara-Haymana ilçesinde ele geçen bazı mezar stelleri de benzer işçilik özellikleri göstermektedir. Çalışma, bu eserlerin tipolojik ve stilistik olarak karşılaştırılmasını amaçlamaktadır. Eserin buluntu yeri ile ilgili kesin bilgiler olmamasına rağmen, Haymana örneklerinden yola çıkılarak günümüz Haymana ilçesi ve çevresinde gelişen Geç Roma Dönemi kırsal yerleşim bölgelerinden ele geçmiş olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenen Aslan heykelciğinin MS 3. yüzyılın sonu-4. yüzyıl başına tarihlendirilebileceği önerilmiştir. |
| 8. | Ulusa Cumhuriyet’in İç Mekânlarından Bakmak: Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı Konutu Viewing Ulus from within Republican Interiors: Atatürk’s Presidential Residence Pınar Sezginalpdoi: 10.5505/jas.2025.79847 Sayfalar 255 - 270 Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’ndan 1930’lara dek sırasıyla; Ankara Ziraat Mektebi, Gar sahası içindeki Direksiyon Binası ve Çankaya’daki Bağ Evi’nde konaklamıştır. Zaman ilerledikçe artan çalışma, yönetim ve evsel ihtiyaçlarından dolayı, Cumhuriyet’i ve ideolojilerini “barındıran” bir konut ihtiyacı doğmuştur. Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı konutunun tasarımı için Ankara’nın Vekaletler Mahallesi’nin (Bakanlıklar) de baş mimarı olan Clemens Holzmeister seçilmiştir. Holzmeister, “eski Ankara’dan “yeni başkent”in kentsel planlamasına geçiş sürecinde, hükümet binalarının mimari diline de dikkat ederek, arzu edilen “Cumhurbaşkanlığı Konutu” tipolojisini konut olarak bütüncül bir şekilde ele almıştır. Holzmeister’in Mustafa Kemal Atatürk’ün özel konutunun tasarımındaki mekânsal sorun çözme yöntemini, Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilinin uzantılarından biri olarak görmek mümkündür. Çalışma, Atatürk’ün modernleşme ve batılılaşma düşüncesini konuttaki ‘ideal’ (iç) mekânlar kapsamında değerlendirmektedir. Çalışma kapsamında Holzmeister ve ekibindeki Avusturyalı zanaatkârların konut iç mekânındaki müdahaleleri, Batılılaşma ve Cumhuriyet mirası bağlamında ele alınmıştır. Sonuç olarak Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı konutu, Cumhuriyet’in safî temsili olan Ankara’nın modern mimari üretiminin önemli bir unsuru olarak sunulacaktır. |