ISSN: 2147-8724
Ankara Araştırmaları Dergisi - Ankara Araştırmaları Dergisi: 14 (1)
Cilt: 14  Sayı: 1 - 2026
1. 
Editörden
From the Editor
Mehtap Türkyılmaz, Alev Ayaokur
Sayfa I

ARAŞTIRMA MAKALESI
2. 
Türkiye’de Yirminci Yüzyılın Ortasında Tıp ve Mimarlık Arasında: Ankara’nın Atatürk (Keçiören) Sanatoryumu
Between Medicine and Architecture in Mid-Century Türkiye: Ankara’s Atatürk (Keçiören) Sanatorium
Deniz Avcı, Cansu Değirmencioğlu
doi: 10.5505/jas.2026.24855  Sayfalar 1 - 30
Bu çalışmanın amacı, modern sağlık mirasının yeterince incelenmemiş ancak önemli bir örneği olan Ankara Atatürk (Keçiören) Sanatoryumu’nu, Türkiye’nin yirminci yüzyıl ortasında dönüşen sağlık altyapısı bağlamında konumlandırmaktadır. Sanatoryumlara ilişkin mimari değerlendirmeler büyük ölçüde erken dönemlerine (1850’ler–1930’lar) odaklanmış; buna karşılık bu yapıların yüzyıl ortasında yeni tedavi yöntemleri, değişen sağlık politikaları ve toplumsal gündemler doğrultusunda karmaşık ve çok katmanlı hastane komplekslerine dönüşümü görece sınırlı biçimde ele alınmıştır. Atatürk Sanatoryumu, literatürdeki bu boşluğu tartışmak için elverişli bir örnek sunmaktadır. Çalışmanın yöntemi ve yaklaşımı; süreli yayınlar, haritalar, fotoğraflar ve resmî belgeleri kapsayan arşiv araştırmasına, görsel belgeleme çalışmalarına ve yerinde yapılan mimari analize dayanmaktadır. Bu çok yönlü yöntemsel çerçeve, sanatoryumun aşamalı biçimde gelişen ve katmanlaşan altyapısını dört eksende incelemeyi mümkün kılmıştır: (1) terapötik-hijyenik mimari yaklaşımlar, (2) yapım ve güçlendirme teknolojileri, (3) cerrahi ve ilaç tedavisindeki yenilikler ve (4) tıbbi-sosyal stratejiler kapsamında iş uğraşı terapisi. Türkiye’de sağlık politikalarının öncelikli başlıklarından biri olan tüberkülozla mücadele, yüzyıl ortasında yeniden yapılandırılmıştır. Uluslararası ölçekte sanatoryum modelinin sorgulandığı ve geleneksel tedavilerden uzaklaşıldığı bir dönemde yeni bir sanatoryumun inşa edilmesi yapısal bir tercihi yansıtır. Atatürk Sanatoryumu’nun bölgedeki tüberküloz kontrol merkezlerinden biri olarak konumlandırılması, bu tercihin stratejik niteliğini göstermektedir. Bulgular, sanatoryumun üstlendiği yeni işlevsel ve temsili rol çerçevesinde, uluslararası tedavi gelişmelerini yakından takip etme ve mevcut yapısal düzenini bu doğrultuda uyarlama baskısıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktadır. Uzun süreli tecrit, hijyenik-diyetetik rejim ve terapötik çevre anlayışına dayanan geleneksel sanatoryum modeli; zamanla teknik güçlendirmeler, mekânsal uyarlamalar ve ilaç tedavisindeki ilerlemelerle bütünleşerek tüberkülozla mücadelede sürdürülebilir sağlık hizmetleri sunan kapsamlı bir hastane kompleksine evrilmiştir. Bu araştırmanın özgünlüğü, Atatürk Sanatoryumu’nu yalnızca bir sağlık yapısı olarak değil, çok katmanlı bir altyapı sistemi olarak ele almasına dayanmaktadır. Çalışma, bu katmanları bütüncül bir çerçevede okuyarak sanatoryum ve sağlık mimarisine ilişkin daha incelikli bir tarihsel kavrayış önermektedir.

3. 
Bellek ve Aidiyetin Duygusal Politikası: Duygulanımsal Yönetişim ve Ankaralıların Saraçoğlu Mahallesi Deneyimi
The Affective Politics of Memory and Belonging: Affective Governance and Ankara Residents’ Experiences of the Saraçoğlu Neighborhood
Cihat Erbil, Zarif Songül Göksel
doi: 10.5505/jas.2026.53496  Sayfalar 31 - 57
Kentsel dönüşüm, kentlerin fiziksel yapısını yeniden düzenlemenin ötesinde, toplumsal ilişkileri, gündelik deneyimleri ve mekâna atfedilen anlamları dönüştüren çok katmanlı bir yönetişim alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışma, kentsel dönüşüm süreçlerini duygulanımsal yönetişim perspektifinden ele alarak, Türkiye bağlamında bu süreçlerin kent sakinlerinin bellek, aidiyet ve mekânsal adalet deneyimlerini hangi mekanizmalar aracılığıyla şekillendirdiğini incelemektedir. Araştırma, Ankara’daki Saraçoğlu Mahallesi’ni vaka olarak ele almakta; Erken Cumhuriyet Dönemi’nin sivil yaşam ideallerini yansıtan bu alanın, neoliberal dönüşüm politikaları ve risk söylemleri üzerinden nasıl yeniden çerçevelendiğini analiz etmektedir. Nitel bir araştırma tasarımına dayanan çalışmada, 2025 yılında Ankara’da yaşayan ve farklı toplumsal konumlara sahip 79 katılımcıdan çevrim içi açık uçlu sorular yoluyla veri toplanmıştır. Katılımcıların deneyimleri; dönüşüm sürecinin duygulanımsal örüntüler, bellek anlatıları ve aidiyet biçimleri üzerinden nasıl şekillendiğini ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları, dönüşümün umut ve hayal kırıklığı arasındaki bir salınım üzerinden yönetildiğini; mekânsal belleğin doğrudan silinmeyip karşılıksız bırakılarak askıya alındığını ve tüketim odaklı yeni kullanım senaryolarının aidiyet ile mekânsal adalet hissini derinden zedelediğini ortaya koymaktadır. Çalışma, kentsel dönüşümü yalnızca mekânsal ya da ekonomik bir müdahale olarak ele alan yaklaşımların ötesine geçerek, duygulanımsal yönetişimin Türkiye’deki dönüşüm pratiklerinde oynadığı rolü görünür kılmakta ve daha kapsayıcı, adalet temelli kentsel politika tartışmalarına katkı sunmaktadır.

4. 
Necatibey Mahallesi’nde Planlama Yaklaşımlarının Değişimi: Lörcher’den Yücel-Uybadin’e Dönemlerarası Bir İnceleme
The Transformation of Planning Approaches in Necatibey Neighborhood: An Inter-period Analysis from Lörcher to Yücel-Uybadin
Sibel Öztürk
doi: 10.5505/jas.2026.44265  Sayfalar 59 - 89
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Ankara’nın başkent olarak belirlenmesi, kentin imar ve planlama sürecini gündeme getirmiş; bu süreç, modern planlama anlayışı doğrultusunda şekillenmeye başlamıştır. Bu çalışma, Ulus’un tarihî yerleşim alanlarından biri olan Necatibey Mahallesi’ne yönelik olarak 20. yüzyılda alınan plan kararlarını, dönemin hâkim planlama anlayışıyla ilişkilendirerek incelemektedir. Çalışmanın amacı, belirlenen dönemlere ait “plan kararlarını; planlama yaklaşımı, yapı adası düzeni, arazi kullanım ve kat adedi, yol ağı sistemi, koruma yaklaşımı, planlamada Necatibey Mahallesi” kriterleri doğrultusunda analiz ederek, bu kararlar arasındaki süreklilik ve kopuş noktalarını tespit etmektir. Planlama yaklaşımlarındaki değişimi analiz etmek amacıyla üç dönem belirlenerek literatür incelenmiştir. Her döneme ait planlar, plan raporları ve haritalar incelenmiş; harita ve planlar sayısallaştırılarak analiz edilmiştir. Bu bağlamda çalışma; 1924 tarihli Lörcher Planı, 1938 tarihli Necatibey Mahallesi Yangın Yeri Planı, 1957 tarihli Yücel-Uybadin Planı ve 1961 tarihli Bölge Kat Nizamı Planı arasındaki planlama sürecini kapsamaktadır. Elde edilen bulgular, Lörcher Planı’ndan Yücel–Uybadin Planı’na geçişin keskin bir kırılma değil, süreklilik ve kopuşların iç içe geçtiği bir süreç olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, planlama yaklaşımlarındaki değişimin doğrusal bir paradigma değişimi olarak değil, çok katmanlı ve karmaşık bir süreç olarak okunması gerektiği ortaya konulmaktadır.

5. 
Ankara’da İmar Kirliliğinin Haritalanması: CBS Tabanlı Mekânsal Bir Değerlendirme
Mapping Zoning Pollution in Ankara: A GIS-Based Spatial Assessment
Zübeyde Tuğba Alkan Çelik, Münire Arslanoğlu Sezgin, Özge Yalçıner Ercoşkun
doi: 10.5505/jas.2026.85520  Sayfalar 91 - 120
Kentsel gelişim süreçleri bağlamında imar kirliliği; planlama ilkeleri, şehircilik esasları ve kamu yararı gözetilmeksizin ortaya çıkan, rant odaklı ve düzensiz yapılaşma biçimlerini ifade eden çok boyutlu bir olgudur. Bu durum, kentlerin yalnızca fiziksel çevresini değil, aynı zamanda sosyal dokusunu, mekânsal bütünlüğünü ve kamusal alan kullanım biçimlerini de derinden etkilemekte ve tahrip etmektedir. Başkent Ankara’da özellikle Beytepe, İncek, Ovacık, Göksu ve Oran mahalleleri ve çevreleri ile Eskişehir ve Konya yolu akslarında yoğunlaşan yüksek katlı ve parçalı yapılaşma, bu olgunun mekânsal yansımalarını somut biçimde ortaya koymaktadır. Öte yandan ticaret ve konut odaklı mega projeler, kent silüetini bozmakta ve olağanüstü hizmet talebi yaratarak kent genelinde kelebek etkisi oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 2000-2025 arasında Ankara’daki imar kirliliğinin çok boyutlu yapısını ve mekânsal dağılımını, inşaat ve gayrimenkul odaklı büyüme politikalarının etkileri çerçevesinde CBS tabanlı bir veritabanı oluşturularak analizlerle incelemektedir. Bulgular, 2010 yılı öncesinde düşük yoğunluklu ve kırsal niteliğe sahip olan, Beytepe, İncek, Ovacık, Göksu ve Oran çalışma bölgelerinin, özellikle 2015 yılı sonrasında plan kararlarıyla yüksek katlı yapılaşmaya dönüştüğünü ortaya koymuştur. Kentsel gelişimin ana ulaşım aksları etrafında yoğunlaştığı, dikey yapılaşmanın parçalı olarak değiştiği ve mevcut doku karakteriyle uyuşmadığı görülmüştür. Çalışmada ortaya çıkan bulgular; imar kirliliğinin fiziksel, mekânsal, sosyal, ekonomik, çevresel ve yönetsel boyutlarıyla kent yaşamını farklı şekillerde etkileyen bir olgu olduğunu göstermektedir. Çalışma; CBS tabanlı analizler ile mekânsal gelişim ve yapılaşma yoğunluğunun ayrıntılı analizi, imar kirliliğinin çok boyutlu etkilerini tartışması ve planlama süreçlerini iyileştirmeye yönelik somut politika önerileri sunması açısından önemlidir.

6. 
Ankara Ulus Örneğinde Türk-İslam Mimari Mirasının Sürdürülebilir Turizm Bağlamında Değerlendirilmesi
Assessing Turkish-Islamic Architectural Heritage within the Context of Sustainable Tourism in Ankara Ulus
Betül Öztürk, Fulden Nuray Küçükergin
doi: 10.5505/jas.2026.56887  Sayfalar 121 - 151
Çalışmanın amacı, Ankara’nın Ulus semtinde yer alan Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait Türk-İslam mimari mirasının sürdürülebilir turizm bağlamındaki potansiyelini, yerel halkın görüş ve deneyimleri doğrultusunda değerlendirmektir. Çalışmada kültürel miras; toplumsal bellek, ziyaret motivasyonu, turistik cazibe ve tanıtım, Türk-İslam mimarisi farkındalığı, kültürel mirasın korunması ve yerel halkın rolü çerçevesinde ele alınmıştır. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımı temelinde tasarlanmıştır. Veriler, Ankara’da ikamet eden ve Ulus semtini deneyimlemiş 15 katılımcı ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Görüşmeler yüz yüze ya da sesli iletişim araçları yoluyla gerçekleştirilmiş; elde edilen veriler betimsel analiz yaklaşımı çerçevesinde açık kodlama yoluyla çözümlenmiş ve genel algı ve kişisel deneyim, Ulus semtine yönelik görüşler, değer–sürdürülebilirlik–tanıtım ile katılım ve gelişim önerileri temaları altında değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, Ankara’ya ilişkin toplumsal belleğin kentin çok katmanlı tarihsel ve kültürel derinliğini yeterince yansıtmadığını göstermektedir. Buna karşın Ulus semtinin tarihsel çekirdek niteliği ve çok katmanlı yapısının kent kimliği açısından önemli olduğu yönünde güçlü bir yerel kabul bulunmaktadır. Çalışmada, Türk-İslam mimari mirasının önemli bir kültürel değer taşımasına rağmen yerel halk tarafından yeterince tanınmadığı; semtin turizm potansiyelinin ise tanıtım eksikliği, görünürlük sorunları ve fiziksel çevreye ilişkin yetersizlikler nedeniyle tam olarak değerlendirilemediği belirlenmiştir. Bununla birlikte katılımcılar, rehberli turlar, tematik rotalar ve bilgilendirici uygulamalar aracılığıyla bu mirasın daha görünür hâle getirilebileceğini ve semtin kültür turizmi açısından güçlendirilebileceğini ifade etmiştir. Bu yönüyle çalışma, Ankara özelinde kültürel mirasın toplumsal bellekteki temsil biçiminin turistik farkındalık ve kullanım düzeyiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyarak literatüre özgün katkı sunmaktadır. Araştırma kapsamında ayrıca, Ulus’un tarihsel ve kültürel miras unsurlarını kapsayan sürdürülebilir turizm odaklı örnek bir kültürel yürüyüş rotası önerisi geliştirilmiştir. Bu önerinin hem kültürel mirasın görünürlüğünü artıracağı hem de yerel halkın katılımını önceleyen sürdürülebilir turizm uygulamalarına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

LookUs & Online Makale