Kentsel dönüşüm, kentlerin fiziksel yapısını yeniden düzenlemenin ötesinde, toplumsal ilişkileri, gündelik deneyimleri ve mekâna atfedilen anlamları dönüştüren çok katmanlı bir yönetişim alanı olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışma, kentsel dönüşüm süreçlerini duygulanımsal yönetişim perspektifinden ele alarak, Türkiye bağlamında bu süreçlerin kent sakinlerinin bellek, aidiyet ve mekânsal adalet deneyimlerini hangi mekanizmalar aracılığıyla şekillendirdiğini incelemektedir. Araştırma, Ankara’daki Saraçoğlu Mahallesi’ni vaka olarak ele almakta; Erken Cumhuriyet Dönemi’nin sivil yaşam ideallerini yansıtan bu alanın, neoliberal dönüşüm politikaları ve risk söylemleri üzerinden nasıl yeniden çerçevelendiğini analiz etmektedir. Nitel bir araştırma tasarımına dayanan çalışmada, 2025 yılında Ankara’da yaşayan ve farklı toplumsal konumlara sahip 79 katılımcıdan çevrim içi açık uçlu sorular yoluyla veri toplanmıştır. Katılımcıların deneyimleri; dönüşüm sürecinin duygulanımsal örüntüler, bellek anlatıları ve aidiyet biçimleri üzerinden nasıl şekillendiğini ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları, dönüşümün umut ve hayal kırıklığı arasındaki bir salınım üzerinden yönetildiğini; mekânsal belleğin doğrudan silinmeyip karşılıksız bırakılarak askıya alındığını ve tüketim odaklı yeni kullanım senaryolarının aidiyet ile mekânsal adalet hissini derinden zedelediğini ortaya koymaktadır. Çalışma, kentsel dönüşümü yalnızca mekânsal ya da ekonomik bir müdahale olarak ele alan yaklaşımların ötesine geçerek, duygulanımsal yönetişimin Türkiye’deki dönüşüm pratiklerinde oynadığı rolü görünür kılmakta ve daha kapsayıcı, adalet temelli kentsel politika tartışmalarına katkı sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Duygulanımsal yönetişim, Kentsel dönüşüm, Bellek, Aidiyet, Mekânsal adalet, Saraçoğlu Mahallesi, Ankara
Urban transformation emerges as a multi-layered domain of governance that reshapes not only the built environment but also social relations, everyday experiences, and the meanings attached to urban space. By approaching urban transformation from an affective governance perspective, this study examines how such processes operate in Türkiye through mechanisms that reorganise memory, belonging, and claims to spatial justice among urban residents. Taking the Saraçoğlu Neighborhood in Ankara as a case study, the research analyses how this area associated with Early Republican ideals of civic life has been reframed through neoliberal transformation policies and risk discourses. Based on a qualitative research design, data were collected in 2025 through online open-ended questions from 79 participants with diverse social positions in Ankara. The experiences of the participants reveal how the transformation process is shaped through affective configurations that structure memory narratives, senses of attachment, and perceptions of exclusion. The research findings reveal that the transformation is governed through an oscillation between hope and disappointment; that spatial memory is not directly erased but rather suspended by being deprived of its spatial counterparts; and that new consumption-oriented use scenarios deeply undermine the sense of belonging and spatial justice. By moving beyond accounts that frame urban transformation primarily as a technical, spatial, or economic intervention, this study renders the constitutive role of affective governance in contemporary transformation practices in Türkiye and contributes to discussions on more inclusive and justice-oriented urban policies.
Keywords: Affective governance, Urban transformation, Memory, Place attachment, Spatial justice, Saraçoğlu neighborhood, Ankara