ISSN: 2147-8724
Journal of Ankara Studies - Ankara Araştırmaları Dergisi: 9 (2)
Volume: 9  Issue: 2 - 2021
1.From the Editor
Mehtap Türkyılmaz, Alev Ayaokur
Page I

SCIENTIFIC ARTICLE
2.A Suggested Model for the Evaluation of Historical Changes in the Visual Aesthetic Quality of Streets and Avenues: An Example of Ankara’s Ulus and Kızılay City Centers
Ayşe Tekel
doi: 10.5505/jas.2021.95867  Pages 217 - 238
Kentler tarihsel süreç içerisinde ekonomik, sosyal ve politik kararlar doğrultusunda değişmekte ve dönüşmekte bu süreç kentlerdeki sokak ve caddelerin görsel estetik kalitelerini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Sokak ve caddelerin görsel estetik kalitelerinin korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi kentin görsel karakterinin sürdürülebilirliğini sağlamakta, bireylerin yaşam kalitesini artırmakta, kollektif kimliğin, mekâna aidiyetin ve güçlü kent imajlarının oluşumuna aracılık etmektedir. Sokak ve caddelerin görsel estetik kalitesini iyileştirmek ve geliştirmek için öncelikle görsel estetik kaliteyi etkileyen unsurların tespit edilmesi gerekmektedir. Çalışmada, Ankara’nın Ulus ve Kızılay kent merkezleri ve yakın çevresinde meydana gelen değişim ve dönüşüm sürecinin sokak ve cadde görünümlerinin görsel estetik kalitesine etkisi, tarihî ve güncel sokak görüntüleri üzerinden karşılaştırmalı olarak fraktal analize dayalı nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birarada kullanıldığı özgün bir model ile sorgulanmaktadır. Çalışmanın sonuçları farklı dönemlere ait sokak görüntüleri üzerinden karşılaştırmalı sorgulamalar yapılarak kentsel mekânların görsel estetik kalitesini etkileyen unsurlara ilişkin önemli ipuçlarına ulaşılabileceğini göstermektedir.
Cities change and are transformed over time due to economic, social and political decisions, and this process can have either a positive or a negative effect on the visual aesthetic quality of the streets and avenues. The preservation and improvement of the visual aesthetic qualities of the streets and avenues ensures the sustainability of the visual character of the city, improves the quality of life, and also encourages collective identity, a sense of belonging, and strong urban images. It is suggested that the factors affecting visual aesthetic quality should be determined in order to improve the visual aesthetic quality of streets and avenues. This study assesses the effects of the change and transformation processes occurring in Ankara - Ulus and Kızılay city centers, as well as the effects on their immediate surroundings in terms of the visual aesthetic quality of streets and avenues. Furthermore, the factors affecting the visual aesthetic quality of streets and avenues are questioned through the use of a model in which both quantitative and qualitative research methods are used comparatively with historical and current street images. The results of the study show that by comparing street images from different periods, important clues can be obtained in regard to the factors affecting the visual aesthetic quality of urban spaces.

3.Determining the Economic Value of Historic Urban Districts through the use of the Hedonic Pricing Model: Ankara Castle District
Leila Akbarishahabi
doi: 10.5505/jas.2021.30301  Pages 239 - 251
Bir toplumun tarihsel ve sosyokültürel değerlerinin temel kaynağı olan tarihî semtler, kentliler için anlamsal bir değere sahiptir. Ancak günümüzde bu alanların kültürel kimliği ve insanlara sundukları anlamsal değerler kentsel tasarım ve planlama çalışmalarında göz ardı edilmektedir. Bu çalışma, insanların tarihî semtlere daha yakın yaşama isteklerini ortaya çıkarmayı ve yerel yönetimlerin bu alanların kentsel dokuda yerel bir kimlik olarak korunması konusundaki farkındalıklarını artırmayı amaçlamaktadır. Tarihî semtler piyasa dışı ürünler olduğundan, anlamsal değerlerinin belirlenmesi karmaşık bir süreçtir. Hedonik Fiyatlandırma Modeli, piyasa dışı ürünlerin değerlendirilmesinde kullanılan bir yöntemdir. Çalışmada, tarihî bir semt olarak Ankara Kale semtine yakınlığın konut fiyatlarına etkisi bu model yardımıyla incelenmektedir. Bu kapsamda, Ankara Kale semtinin 1500 metre yarıçapında yer alan toplam 422 konut incelenmiş ve Ankara Kalesi’ne olan mesafenin konut fiyatı üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Ankara Kale semtine yakın yaşama ve bunun için ödeme yapma isteği dolaylı olarak konut fiyatlarının artışına neden olmuştur. Ankara Kalesi’nin 500 metrelik yarıçapında yer alan konutlar, uzaktaki benzer konutlara göre % 34,3 daha fazla fiyatla satılmaktadır. Ayrıca, Ankara Kale semtine yakın konutların fiyatları her 100 metrede bir uzaklaştıkça % 5 azalmaktadır.
Historic districts, which are an essential source of a society’s historical and sociocultural values, have a semantic value for urban residents. However, the cultural identity of these areas and the semantic values they offer to people are often ignored nowadays in urban design and planning studies. This study aims to reveal the desire of many people to live closer to historic districts, and to encourage local governments to be more aware of the need to conserve these urban areas due to their value as part of a local identity. As historic districts are not normally on the market, determining their semantic value is a complex process, but one that can be achieved with the Hedonic Pricing model. In this study, the effect on house prices of being close to the historic district of Ankara Castle was examined with the help of this Model. In the study, a total of 422 houses was examined, all of which were located within a radius of 1500 meters from the district of Ankara Castle, and the effect of the distance to Ankara Castle on the price of the houses was evaluated. According to the results, the desire to live close to the district was reflected in higher house prices. Houses located within a 500 meter radius of Ankara Castle are sold at an average of 34.3% more than similar houses farther away. It was also found that the price of houses decreased by 5% with each additional 100m of distance away from the district of Ankara Castle.

4.Psychosocial Reflections on the Urban Poverty Experiences of Solid Waste Laborers: The Case of Ankara
Saitcan Güngördü, Nurettin Özgen
doi: 10.5505/jas.2021.59389  Pages 253 - 280
Yeni yoksulluk ya da kentsel yoksulluk kavramı, başta ekonomik olmak üzere, gündelik yaşama dair çeşitli sosyomekânsal paylaşımlardan yararlanamayan insanların dezavantajlılık durumlarını içermektedir. Kentsel yaşam pratiğinde; refah, adalet ve temsiliyetten mahrum kalmış bu dezavantajlı insanların önemli paydaşlarından biri de atık toplayıcılarıdır. Bu bağlamda, ilgili çalışmada, atık emekçilerinin gündelik yaşamda karşılaştıkları zorlukların neler olduğu, kente dair deneyim ve aidiyetlerine ilişkin ne tür yansımalar ve psikososyal etkilerin geliştiği ile ilgili sorulara cevaplar aranmıştır. Araştırmanın evreni Ankara’nın üç (3) metropol ilçesi (Altındağ, Çankaya ve Keçiören); örneklem grubu ise, bu ilçelerde atık toplayarak yaşama tutunan yetmiş (70) atık emekçisinden oluşmaktadır. Nitel araştırma tekniklerinden yüzyüze görüşme şeklinde gerçekleştirilen çalışmada elde edilen veriler, betimsel ve içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, atık emekçilerinin kentsel yoksulluğu, gündelik yaşama dair sosyomekânsal ilişkilerinde de deneyimledikleri tespit edilmiştir. Yeni yoksulluk kavramının ürettiği marjinallik, kentsel mekânla ilişki kuramama, dışlanma ve damgalanma gibi birtakım mekânsal ve psikososyal örselenmelerin geliştiği belirlenmiştir. Çalışmada, atık emekçilerinin karşılaştığı çoklu dezavantajlılık durumuna çözüm üretmek adına, geri dönüşüm sektörüne nasıl dâhil olabileceklerine ilişkin çeşitli önerilere yer verilmiştir.
The new concept of poverty or urban poverty includes the disadvantaged status of people who are unable to obtain an equal share of various socio-spatial factors, particularly economic, in regards to daily life. Waste collectors are one of the main groups in the urban environment who are deprived of welfare, justice, and representation. This study aims to answer the questions of what psychosocial effects and other difficulties are faced by waste laborers, as well as how their reflections on their experiences and sense of belonging to the city has developed. The study population consists of three (3) metropolitan districts of Ankara (Altındağ, Çankaya, and Keçiören), and the sample group is comprised of seventy (70) waste workers who eke out an existence by collecting waste in these districts. The data obtained in the study and carried out in the form of face-to-face interviews, which is one of the qualitative research techniques utilised in this study, were analyzed through the use of descriptive and content analysis. The results obtained show that waste laborers experience urban poverty in their socio-spatial relations with regard to daily life. It was revealed that they were susceptible to certain spatial and psychosocial traumas, such as marginality produced by the new concept of poverty, inability to relate to urban space, exclusion and stigma. Various suggestions are made in the study to include waste laborers in the recycling sector, and so help them find solutions to the multiple disadvantages they face.

5.Social Exclusion of Syrian Refugees and Tactics of Resistance: The Case of Ankara
Nur Pınar Diker, Olgu Karan
doi: 10.5505/jas.2021.44366  Pages 281 - 321
Arap Baharı’nın etkisiyle Suriye’de başlayan protesto olaylarının iç savaşa dönüşmesi sonucunda meydana gelen zorunlu göç hareketi, son dönemlerde hem Türkiye özelinde hem de uluslararası boyutta önemli bir gündem konusu hâline gelmiştir. Türkiye, uyguladığı “Açık Kapı Politikası” ile sığınma talebinde bulunan 3.6 milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yapmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı Suriyeli mültecilerin Türkiye’de karşılaştıkları sosyal dışlanma mekanizmalarının neler olduğu ve bunlara yönelik geliştirdikleri direnme biçimi olan “taktikleri” analiz etmektir. Bu kapsamda, Pierre Bourdieu’nun oyun kuramı ve buna bağlı olarak geliştirdiği “alan,” “habitus” ve “sermaye türleri” kavramları ile Michel de Certeau’nun gündelik hayatın keşfinde kullandığı “strateji” ve “taktik” kavramları teorik çerçeve olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında Suriyelilerin sosyal dışlanma mekanizmalarına dair öznel algılarının doğal bir ortamda gerçekçi ve bütüncül bir bakış açısıyla ortaya konulmasını sağlayan nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede Ankara’da Suriyelilerin yoğun olarak yaşadıkları Altındağ ilçesinde toplam on üç Suriyeli ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Çalışma sonucunda Suriyeli mültecilerin ekonomik, mekânsal, kültürel ve sosyal hizmetlere erişim konusunda sorunlar yaşadıkları ve bu sorunların her birinin birbirleriyle yakından ilişkili olduğu, ayrıca mültecilerin sosyal dışlanma mekanizmalarına karşı direniş pratikleri ya da taktikler geliştirdikleri tespit edilmiştir.
The anti-government protests that began in Syria in 2011 as part of the Arab Spring resulted in a civil war which led to over 3.6 million Syrian refugees residing in Turkey. Syrian refugees have become an important issue, both in Turkey and around the world. The main purpose of this study is to analyse the dynamics of the social exclusion of Syrian refugees in Turkey, and the tactics of resistance to this exclusion developed by the refugees. In this context, Bourdieu’s field theory and Michel de Certeau’s concepts of “strategy” and “tactics” are utilised as theoretical frameworks in the exploration of the everyday life of Syrians in the Altındağ district in Ankara, Turkey. The study adapts a qualitative research methodology, utilising face-to-face interviews with a total of thirteen Syrians living in Altındağ district in Ankara, for the expression of subjective perceptions of Syrians in everyday practices of social exclusion. The data obtained has revealed that Syrian refugees face economic, spatial, and cultural exclusion, while also experiencing hardship in accessing social services, and that these problems are closely related to one another. Morever, it was found that the refugees developed resistance practices or tactics to combat the dynamics of social exclusion.

6.Production of Space and Social Cohesion: Roma, Iraqis, and Locals in the Ankara Neighborhood of Demirlibahçe
Hakki Ozan Karayigit
doi: 10.5505/jas.2021.53244  Pages 323 - 354
Bu araştırma Ankara Demirlibahçe Mahallesi’ndeki dört ana sokakta gerçekleşen sosyo-mekânsal dönüşümlere dayalı mekân üretim süreci ile sosyal uyum meselesini incelemektedir. Çalışma, Romanlar, Irak’ın Telafer şehrinden gelen Türkmen göçmenler ve yerel halktan oluşan üç grubun yoğunlukla bulunduğu bu dört farklı sokağa odaklanarak, ilk olarak bu sokaklarda gerçekleşen mekân üretimi pratiklerinin sosyal uyumu yerel ölçekte nasıl sekteye uğrattığını ortaya koymaktadır. 2014 yılında Iraklı göçmenlerin yoğun bir şekilde mahalleye gelmesine bağlı olarak bu sokaklar, günümüzde gerilimli bir şekilde gerçekleşen mekânsal pratiklere ev sahipliği yapmaktadır. Bu doğrultuda, etnografik saha araştırmasına dayanarak ikinci olarak göçmenlerin mekânsal pratiklerinin aidiyet oluşumuna etkisi ve bu etkinin Romanlar ve yerel halk arasındaki hâli hazırda mevcut olan sosyal uyuma katkısı tartışılacaktır. Uygunluk ve kartopu örneklemi ile gerçekleştirilen toplamda 60 adet derinlemesine ve grup mülakatları vesilesiyle sosyal uyum alanında yapılan çalışma ve projelere eleştirel bir bakış açısı sunmak amaçlanmaktadır. Nihai olarak bu araştırma, üç grubun topluma uyum süreçlerini mekân üzerinden değerlendirerek Demirlibahçe Mahallesi’nde gerçekleşmekte olan sosyomekânsal dönüşümleri ortaya koymayı amaçlamaktadır.
This research investigates the relationship between social cohesion and the production of space through the socio-spatial transformations that four specific streets of Ankara’s Demirlibahçe neighborhood have been experiencing. The primary aim of focusing on these four streets, which have been appropriated by three communities (Roma, Turkmen migrants from Iraq/Telafer, and locals) is to scrutinize how the production of space in particular streets hampers possible social cohesion at the local level. These streets have seen ongoing and contentious spatial practices since the massive influx of Iraqi migrants in 2014. Thus, a second aim of the study is to investigate to what extent immigrants’ spatial practices become the basis of their sense of belonging, while in return creating differential spaces within the streets where preexisting social cohesion between the locals and Roma is reshaped. Through the use of a total of 60 in-depth and group interviews, which have been conducted using convenience and snowball sampling, the aim is to both describe, and critically engage, with relevant social cohesion studies and projects. The study presents the ongoing socio-spatial transformations within the Demirlibahçe neighborhood, through tracing three groups’ social cohesion processes in/to space and community.

7.In regards to the Human Remains Unearthed from Akyurt Kalaba Tumulus
Ali Metin Büyükkarakaya
doi: 10.5505/jas.2021.73644  Pages 355 - 370
Ankara’nın Akyurt ilçesinde bulunan Akyurt Kalaba Tümülüsü 2012 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından kazılmıştır. Yürütülen çalışmalarda, Tümülüs’ün merkezine yakın konumda yer alan, dromos, ön oda ve ana odayı içeren bir mezar odası gün ışığına çıkarılmıştır. Ayrıca Tümülüs’ün çeperine yakın kısımlarda, kremasyon alanları ve ostotekler içinde kremasyon kalıntıları ile bir inhumasyon gömü de bulunmuştur. Mezarlarda bulunan sikkeler Tümülüs’ün 1. yüzyılın ortaları ile 3. yüzyılın başı aralığında kullanıldığını göstermektedir. Çalışmada, ortaya çıkarılan insan kalıntıları incelenmekte ve arkeolojik unsurlar ile birlikte tüm bulgular ölüm uygulamaları bağlamında değerlendirilmektedir. Mezar odasında üç erişkin ve bir bebeğe ait inhumasyon kalıntılar ile bir erişkine ait kremasyon kalıntıları olduğu; ostoteklerde bir erişkin kadına ve 9-10 yaşında bir çocuğa ait kremasyon kalıntıları belirlenmişken inhumasyon mezarın bir erişkine ait olduğu anlaşılmıştır. Kremasyonlarla ilgili inceleme (renklenmeler ve kemiklerdeki biçim değişiklikleri), ölülerin cesetlerinin etli iken yakıldığını, kremasyon alanlarındaki pyre ateşinin 700-900 °C’nin üzerindeki sıcaklıklara ulaşmış olduğunu göstermiştir. Mimari unsurlarıyla birlikte iyi korunmuş bir mezar odası ve kremasyon alanlarıyla gömü yapılan ostoteklerin bulunması ve farklı gömü uygulamalarının bir arada yer alması Akyurt Kalaba Tümülüsü’nü benzerleri arasında eşsiz bir konuma taşımaktadır. Çalışmada, biyoarkeolojik ve arkeolojik bulguların birlikte ele alınmasıyla Tümülüse ait bütüncül bir değerlendirme yapılabilmiştir.
Akyurt Kalaba Tumulus, which is located in the Akyurt District of Ankara was excavated by the Museum of Anatolian Civilizations in 2012. During the excavation, a burial chamber, which contained the dromos, the anterior chamber and the main chamber, was discovered close to the center of the Tumulus. In addition, cremains were found in ostotheks within the cremation areas, and in an inhumation burial near the southeast slope of the Tumulus. Coins found in the graves show that the tumulus was used between the middle of the first century and the beginning of the third century. In this study, the unearthed human remains are examined and evaluated with other archaeological findings in the context of mortuary practices. It was found that there were the inhumation remains of three adults and an infant, as well as the cremains of an adult, in the burial chamber. While the cremains of an adult woman and a 9-10 year old child were identified in the ostotheks, it is understood that the inhumation grave belonged to an adult. The examination of the remains of cremation (i.e. discolorations and changes in the shape of the bones) has indicated that the corpses of the dead were cremated while flesh remained on the bones, and the pyre fire in the cremation areas reached temperatures above 700-900°C. The presence of a well-preserved burial chamber with its architectural elements, cremation areas with ostotheks, and also the presence of different burial practices, make Akyurt Kalaba Tumulus unique among its similar sites. In the study, the Tumulus was evaluated holistically by using bioarcheological and archaeological data, along more conclusive results.

8.Transformation of Housing for Commercial Usage: An Assessment of Three Extant Residential Buildings in Ankara
Başak Lale, Duygu Koca
doi: 10.5505/jas.2021.59455  Pages 371 - 388
Günümüzde konut, insan ihtiyaçlarına odaklı bir barınma ürünü olarak tasarlanma özelliğini yitirerek, ekonomik sistem içerisinde alınıp satılabilen bir gayrimenkul aracına dönüşmüştür. Türkiye genelindeki kent ve konut politikaları sonucu konut eski değerini kaybetmiştir. Ankara özelinde de, başta 1980 öncesi Cumhuriyet Dönemi konut stokunun önemli bir kısmını barındıran bölgeler, bu politikalar sonucu benzer bir etkiye maruz kalmıştır. Dönem dâhilindeki konut yapılarının çoğu kent merkezinin değişmesi, hızlı nüfus artışı, göç olgusu, imar kararları gibi nedenlerle yıkılmış veya ticari kullanımlarla dönüştürülmüş durumdadır. Ankara’da günümüze ulaşan modern konut dokusunun büyük çoğunluğunun, güncel olarak işlev değiştirmiş biçimde, yoğunlukla Kızılay bölgesinde konumlandığı bilinmektedir.
Çalışmanın amacı, öncelikle Kızılay bölgesinde konumlanmış 1960 öncesi üç konut yapısının, geçmişteki ve günümüzdeki hallerine yönelik değişimini ortaya koyabilmektir. İncelenen yapılar, orijinal projelerinde zemin katları ticari amaçlı, geri kalan katları barınma amacıyla çözülmüştür; fakat günümüzde her üçü de tamamen ticari amaçlı kullanılmaktadır. Bu bağlamda, seçilen ticari kullanımdaki yapıların geçmiş-günümüz incelemesi, arşiv ve saha çalışmaları üzerinden yürütülmüştür. Her yapıda daire bazında yapılan düzenlemeler belgelenmiş, değişimlerin cephe ve iç mekânlarındaki etkileri detaylandırılmıştır. Sonuç olarak hem değişimlerin tespiti yapılmış, hem de mimari değerlerinin sürdürülebilmesi için alınabilecek kararlara referans olabilmesi açısından öneriler geliştirilmiştir.
Housing has become an asset within the real estate sector nowadays that is merely bought and sold within the economic system, and so has somewhat lost its original purpose as a shelter that focuses on meeting human needs. Due to the urban and housing policies that have döbeen applied throughout Turkey, housing has, in a sense, lost its value. Ankara, especially in areas that contain a significant amount of the housing stock of the pre-Republic period before 1980, has not been spared the effects of these policies. In fact, the province of Ankara has been particularly affected by the influences of modern architecture. Most of the residential buildings that were completed in this period have either been demolished or converted for commercial usage. There are several reasons for this, including changing centers, rapid population growth, migration, and zoning decisions. It can be said that the vast majority of the modern housing buildings that still survive in Ankara are mostly located in the Kızılay area and were built before 1960.
The study aims to reveal the changes that have occurred between the past and present states of three pre-1960 housing structures that are located primarily in Kızılay. According to the original projects of the selected buildings, only the ground floors were utilized for commercial purposes, but today all three are used entirely for commercial purposes. In the study, the past-present examination of the selected buildings was carried out through archive and field studies. For each building, the new arrangements made on the basis of each unit are documented, and the effects of the changes on the facade and interior spaces are detailed. As a result, not only all of the changes are identified, but also suggestions are given to provide a reference for decisions that can be taken to maintain the architectural value of the buildings.

9.Urban Environmental History of Ankara in the 19th Century: Challenges, Connectivity, Expansion
Saliha Aslan
doi: 10.5505/jas.2021.37450  Pages 389 - 408
Bu çalışma, mekânsal bağlantısallık, çeşitli kentsel çevresel zorluklar ve kentsel yayılma bağlamlarında 19. yüzyılda Ankara’nın kapsamlı bir kentsel çevre tarihini yazmayı amaçlamaktadır. Ankara’nın karşılaştığı çeşitli kentsel çevresel zorluklar, mekânsal ve kavramsal bağlantısallık ve kentsel yayılma süreçlerinin inşasında etkili ve belirleyici faktörlerdir. Bağlantısallık kavramı hem zorluklar hem mekânlar için yeniden üretilmektedir. İç içe geçmiş, sarılmış ve dolaşmış kavramsal bağlantısallıklar, savunma, değişen koşullar, savaşlar, göç, ölüm, kuraklık, kıtlık ve dış etkenler gibi çeşitli kentsel çevresel zorlukların arasında kurulmaktadır. Bunun da ötesinde, kentin güncel ve ilerideki yayılmasına neden olan kentteki mekânsallıklar ve mekânlar arasındaki bağlantısallıklar, bu zorluklardan doğan durumlar aracılığıyla kurulabilir. Genellikle, kentin çeperlerinde konumlanan kışlalar, planlı ve organik yerleşimler, mezarlıklar, yollar ve demiryolu gibi lineer uzantılar ile göçmen yerleşimlerinin mekânsal oluşumları, kent ve hinterlandı arasında mekânsal bütünlük ve mekânsal geçiş sağlar. Bu çalışmanın literatüre katkısı, yalnızca Ankara’nın kentsel çevre tarihini yazmak değil, aynı zamanda, çeşitli zorlukları, mekânsallıkları ve mekânlar ve zorlukların bağlantısallıklarını inşa etmek, kavramsallaştırmak ve deşifre etmek aracılığıyla kentin bağlantısallığını ve yayılmasını da ortaya çıkarmaktır.
The aim of this study is to write a comprehensive urban environmental history of Ankara in the 19th century within the contexts of the diverse contingent challenges, connectivity of challenges and spaces, and the expansion of the city. The diverse urban environmental challenges faced by Ankara were the influential and determinant factors in the processes of ensuring spatial and conceptual connectivity and the city’s expansion. The concept of “connectivity” is reproduced for both challenges and spaces. A nested, wrapped, and intertwined conceptual connectivity is established among diverse urban environmental challenges such as defense, changing circumstances, wars, immigration, fatalities, drought, famine, and external dynamics. The spatiality in the city and a complex connectivity among spaces could also be established through the situations that arise from such challenges, which have also led to the current and further expansion of the city. Spatial formations of spaces, including military barracks, planned and organic neighborhoods, graveyards, linear extensions such as roads and the railway at the periphery of the city, as well as immigrant settlements in the hinterlands, provided a spatial integrity and spatial transition between the city and its hinterlands. The contribution of this study to the literature is not only to explore the urban environmental history of Ankara, but also to reveal the city’s connectivity and expansion through the building, conceptualizing, and deciphering of diverse challenges, spatiality of sites, and the connectivity of spaces and challenges.

10.Quality of Service in the Urban Bus System: Ankara EGO Example
Seda Hatipoğlu, Beyza Nur Keski&775;n
doi: 10.5505/jas.2021.30085  Pages 409 - 422
Son yıllarda tüm dünyada hizmet sektörünün öneminin gün geçtikçe artması, bütün hizmet sektörleri gibi ulaşım sistemlerinde de hizmet kalitesinin belirlenmesi ve sistemi iyileştirmek için atılması gereken adımların, belirlenen bu kriterlere göre planlanması zorunluluğunu getirmektedir. Özellikle kentsel yolculukların özel araçtan toplu ulaşıma yönlendirilmesi çalışmalarında, toplu taşıma sistemlerinin hizmet kalitesinin belirlenip bu kalitenin artırılması için yapılan çalışmalar büyük önem arz etmektedir. Çalışmada; Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO otobüslerinin hizmet kalitesi, araştırmacılar tarafından yapılan geçerlilik ve güvenilirlik analizleri sonucu, değiştirilmiş Servqual modeli kullanılarak ölçülmüştür. Dört boyut ve yirmi önermeden oluşturulan Servqual anketi uygulandıktan sonra elde edilen verilerin sosyo-demografik özelliklerle ilişkisi ve her bir önermenin kalite boşlukları hesaplanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde yolcuların tüm boyutları olumsuz olarak değerlendirdiği görülmüş ve iyileştirme çalışmaları için Quadrant analizi yardımıyla önceliklendirme çalışması yapılmıştır.
The increasing global importance of the service sector in recent years requires planned improvements to be made in the quality of service in transportation systems, as well as in all service sectors. Studies to determine and improve the service quality of public transportation systems are of great importance, especially in terms of how to encourage the use of public transportation, rather than private vehicles, in urban transit. In this study, the service quality of Ankara Metropolitan Municipality EGO buses was measured using the modified Servqual model, which is the result of validity and reliability analysis conducted by researchers. After applying the Servqual questionnaire, which consists of four dimensions and twenty propositions, the relationship of the data obtained was calculated in terms of socio-demographic characteristics and the quality gaps of each proposition. Results show that the passengers evaluated all dimensions negatively, and a prioritization study was subsequently carried out with the help of Quadrant analysis.

OPINION ARTICLE
11.In Search of a Forgotten Water Source: Kırkgöz Catchment
Hayrettin Onur Bektaş
doi: 10.5505/jas.2021.20591  Pages 423 - 436
1925 yılında kurulan Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinde tarımsal sulama ve çeşitli tesislerin su gereksinimi için çok çeşitli su kaynaklarından yararlanılmıştır. Çiftlik arazisindeki Marmara ve Karadeniz havuzlarının su ihtiyacı için günümüzde Çankaya Alacaatlı Mahallesi sınırları içinde bulunan Kırkgöz Kaptajı’ndan, 1935 ile 1936 yılları arasında Sular Umum Müdürlüğü tarafından 15 kilometrelik bir iletim hattı ile su getirilmiştir. Getirilen su daha sonra Ankara Bira Fabrikası için tahsis edilmiştir. 1939 yılında TEKEL Genel Müdürlüğü mülkiyetine geçen kaptaj sahası 2010 yılında TEKEL’in özelleştirilmesi ile bir ortak girişim grubuna satılmıştır. Su kaynağı varlığını hâlen korusa da iletim hattının en azından yarısının varlığı tartışmalıdır. Makalede varlığını çok az kişinin bildiği Kırkgöz Kaptajı’na ilişkin bulunabilen tarihî belgeler ile kaptaj sahasında yapılan güncel gözlemler bir araya getirilmiştir. Ayrıca 15 kilometrelik iletim hattının güzergâhı çeşitli veri kaynakları kullanılarak tahmin edilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak Ankara tarihinde önemli bir yeri olduğu düşünülen bu yeraltı suyunun yeniden şehre kazandırılması tartışmaya açılmıştır.
Atatürk Forestry Farm was established in 1925. Various water sources inside the farm area were established for irrigation and the needs for different facilities. For the water needs of the Marmara and Karadeniz pools within the farm, a 15 kilometer water transmission line was constructed from Kırkgöz Catchment between 1935 and 1936. The catchment area is currently located in the Alacaatlı neighbourhood of Çankaya. The water source was then assigned to the Ankara Beer Factory. In 1939, the water source became the property of TEKEL. In 2010, with the privatization of TEKEL, Kırkgöz Catchment was sold to a joint venture. Although the water source still remains, the presence of at least half of the transmission line is questionable. In this paper, historic documents and recent on-site findings related to this forgotten water source, Kırkgöz Catchment, have been compiled. In addition, an attempt is made to estimate the route of the 15 kilometer transmission line. In the conclusion, whether or not this historically important groundwater source can be considered a part of today’s Ankara is discussed.

LookUs & Online Makale